HerkesOyunda.com

Xbox 360, Xbox One, PS3 ve PS4

Call of Duty: Black Ops İncelemesi

GÖREV ÇAĞIRISI: GEÇMİŞİN İZLERİ

Yıllar öncesiydi daha liseye yeni geçmiş bir çocukken, henüz hayalini kurduğum oyun bilgisayarına kavuşma fırsatını ilk kez bulmuştum. Bilgisayar sistemlerinden pek fazla anlamazdım, fakat öylesine ilgiliydim ki kısa zamanda bir çok şeyi kavramaya başlamış, kendi çabalarımla ve birikimlerimle yeni sistemler dizmenin, teknolojiyi ve oyun dünyasını rutin olarak yakından takip etmenin o sonu gelmeyen adımlarını yeni yeni atmaya başlamıştım. O dönemlere kadar benim kıymetlim Sega: Mega Drive 2 vardı, ardından PlayStation One platformu ile 3 boyutlu oyunlara merhaba deme fırsatı buldum. Eksikliğini hissettiğim PC-oyun platformuna ise 2002 yılında tam bir geçiş yapmıştım. Aradan yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra bir gün, kendi başıma aklımda herhangi bir oyun olmaksızın sürekli alış veriş ettiğim bir dükkân’dan rasgele oyun seçmeye başladım. Aksiyon – savaş oyunlarının tutkunu biri olduğum için, cover’ında silahlı adamların, askeri platformların olduğu tüm oyunları bir köşeye ayırmıştım. Bunların arasında birde “Call of Duty” varmış, tabii ben bunun farkında bile değilim. Karar verdikten sonra ise seçtiğim 2 oyundan biri Call of Duty diğeri ise Medal of Honor olmuştu. MoH zaten PlayStation’da da oynadığım bir oyundu, fakat o zamanlarda konsol fps’leri bu günlere nazaran çok daha başarısızdı. Haliyle sarmamıştı, ön yargılıydım ama PC platformunda bu tarz bir oyunu yeniden denemek istiyordum. O veya bu şekilde oyunları kaptığım gibi eve geçtim, Medal of Honor ismine aşina olduğum bir oyun olduğundan ilk olarak onu yükledim. Bir süre onunla oyalandıktan sonra sıra geldi Call of Duty’e. Ama ne oyunu elime aldığımda, ne de yüklemeye geçtiğimde herhangi bir heyecan hissetmemiştim. Çünkü oyun hakkında herhangi bir bilgim yoktu ve rasgele seçmiştim.

Her neyse oyunu yükledim, giriş yaptım ve eğitim bölümünden başladım. Benim en çok zevk aldığım şeyde dönemin oyunlarını kaldıran bir bilgisayarım olduğu için, grafikleri kökleyip çevreye bakmak olurdu. Fakat bu fantezimin önüne geçen bir şey oldu Call of Duty’de. Oyuna başladıktan sonra bir an olsun girip de görsel ayarlara bakma imkanı bulamamıştım. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama oyunda eğitim bölümü de dahil olmak üzere bir sonraki yapacağım işi merak ettiren bir şeyler vardı sanki ve ara veremiyordum. Eğitimi tamamladım, oyuna başladım ve o gün, o saatten itibaren benim savaş oyunları arayışıma noktanın koyulduğu gün olmuştu. Ben henüz o vakte kadar, savaş atmosferini savaş gibi yaşatan bir oyunla karşılaşmamıştım. Çok kaliteli oyunlar gördüm, güzel aksiyon oyunları oynadım fakat böylesini de kendi dalında bir kez olsun görmemiştim. Zira bu oyun, gelecek yıllarda da fenomen haline gelecekti. Tabii o zamanlar bunu bilemezdik, işte bu oyunla beraber Infinity Ward firması oyuncuların gönlünde taht kurmayı başarmıştı. Oyunda zaten zamanın da çok tutmuştu, bir süre sonra ek paketleri gelmiş, aradan biraz daha zaman geçtikten sonra yapımcılar Call of Duty 2 için kolları sıvamış ve önüne geçilmez bir savaş oyunu kazımışlardı artık piyasaya. Hani adını tarihe altın harflerle yazdırmıştı deriz ya, işte Call of Duty bunu gerçek anlamda başaran yapımlardan biri olmuştu.

Derken tarih dayandı 2010 Kasım ay’ına. Resmi çıkış tarihi 9 Kasım olan Call of Duty: Black Ops’da nihayetinde piyasa sürüldü. Aslında azınlık bir kitle bu oyuna erken bir tarihte sahip oldu. Buna bende dahil olmak üzere erken gelen sürümlerden oyunu tedarik ettik ve bir heyecanla başına oturduk. Peki nedir bu heyecanı yaratan? Şu bir gerçek ki Call of Duty 4’ten sonraki tüm CoD oyunları bu heyecanı yaşattı bize. Sadece “Call of Duty” markasını kullanmak bile yeterli oluyordu aslında. Özünde bizim aşık olduğumuz oyun Infinity Ward firmasına ait, fakat dağıtımcı firma Activison bu marka’yı elinde bulundurduğu için kendi çatısı altında çalışan her iki firma’nın oyunu içinde bu ismi kullanıyor. Dolayısıyla yapımcı ekip kim olursa olsun, Call of Duty dedikleri zaman akan sular duruyor bizler için. Neyse ki kalitesiz yapımlarda çıkmıyor ortaya, gerçi CoD4 gibi bir fenomenden sonra aynı şok etkisini bir kez daha yaşamadık hiç birimiz. Ama kalite devamlılığı açısından da, oyun türü açısından da Call of Duty tam bir efsaneydi. Muhtemelen gelecek sene bu zamanlarda Modern Warfare 3’ünde yapımı tamamlanmış olur. Ama bu serinin bir süre daha bitirileceğini hiç sanmıyorum. Günümüze bakıyoruz ve Black Ops’u beklediğimiz süre içerisinde yaşadığımız heyecana değdi mi, beklenenler ne kadar iyi verildi, neler eklendi neler eksildi şimdi bunları tartışma zamanı. Bu defa size farklı cephelerde, farklı tarihlerde geçen yaşanmış bir savaş öyküsünün sanal ortamdaki halini anlatacağım.

BUZ GİBİ “SOĞUK” SAVAŞ

Aslında CoD: Black Ops’un konu aldığı dönemi bilmeyeniniz yoktur. Soğuk savaş dönemindeki yaşananları anlatan yeni yapımda, serinin bir önceki oyunlarına göre değişiklik gösteren bir çok şey var bu kez. Öyle ki; bildiğimiz CoD mekaniği dışında kendinizi zaman zaman başka bir oyunun içerisinde bile hissedebilirsiniz. Şimdi bu işin detayına inelim, oyunun başlangıcından itibaren sinematik bir senaryo işlenişi söz konusu. Mesela Black Ops’un bölüm aralarında zaman zaman ara videolar girebiliyor. Bunlar genellikle durgun fotorealistik karelerden oluşsa da ilerleyen hareketli videolar da mevcut. Oyunun her bölümünü ana karakterlerin kendi ağızlarından anlattıklarına göre kendi yaşadıkları flashbackler şeklinde geçmişe dönerek oynuyoruz. Bu defa senaryonun işlenişinde böyle bir yola gitmiş yapımcılar. Bu durum başlangıçta hikayeye adapte olabilmeniz açısından biraz kafa karıştırıcı gelebilir. Ama oyun ilerleyip senaryo açıldıkça gelişen olaylardan ve dolayısıyla oyundan daha fazla zevk almaya başlayacaksınız.

Söylediğim gibi oyunun hikâyesi soğuk savaş dönenimi temel alıyor. Ama hiç bir şey bununla sınırlı değil. Çok ufak ayrıntılar ve geçmiş savaşlara kadar uzanan önemli detaylar sayesine bu savaşın ortasında minik bir piyade gibi hissetmek yerine, büyük amaçları olan ve savaşın geleceği için önem arz eden bir takım gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Oyun zaten hikâyeye tempolu bir giriş yapıyor. Zaten Call of Duty oyunlarının tamamında kendimizi kısa süre içerisinde çatışmanın ortasında bulurduk her zaman. Bu gelenek yine değişmiyor, ayrıca bu defa eğitim sürecide yok. Senaryo moduna giriş yaptıktan sonra 1961 yılının Küba’sında buluyorsunuz kendinizi. Askeri operasyondan ziyade gizli bir operasyonun ardından çıkan çatışma da hem temel kabiliyetlerinizi öğreniyor, hem de savaş alanından sağ kurtulmaya çalışıyorsunuz.

– SPOILER –

Oyun, kilit noktayı oluşturan ana karakterimiz Mason’ın tam önünde üst üste dizilmiş monitörlerin bulunduğu kasvetli ve loş ışıklı bir oda da, insan zihninin sınırlarını zorlayan bir işkence sistemine bağlı vaziyette sorgulama sahnesi ile başlıyor. Sorgulayanların ne istediklerini henüz anlayamıyoruz, zaten Mason’da bundan habersiz. Üstelik ne olduğunu anlamadan buraya getirilmiş gibi bir hali var, uyandığında takım arkadaşlarını, nerede olduğunu ve kimlerin karşısında oturduğu gibi cevapsız sorular soruyor. Zihninde çakan şimşekler ve çığlıklarının arasında o’nun geçmişine, savaştığı cephelere dönüş yapıyoruz. Mason’ın hafızasında, onu sorgulayan şahıs veya kurumlar için birinci derecede önem arz eden bilgiler yatıyor. Bu bilgileri almak için sorular soruldukça, Mason flashback’ler yaşıyor ve bizde bu geçmişe dönüşlerdeki yaşananlara onun gözünden tanık oluyoruz. Üstelik hikaye anlatımı tüm oyun boyunca buna bağlı olarak devam ediyor. Call of Duty oyunları için alışıldık bir senaryo işlenişi olmadığı aşikar değil mi?

TAKIM OYUNU

Her zaman olduğu gibi yine yalnız değilsiniz. Hangi karakterin gözünden bakarsanız bakın, en az sizin kadar başrolde olan diğer takım arkadaşlarınızda katılacağınız operasyonlarda size eşlik ediyor. Bölümlerin geneli özel harekat timlerinin düşman timlerine karşı yaptığı operasyonları anlatıyor. Sadece Vietnam savaşını oynarken US donanmasına bağlı piyadelerde size eşlik edecek. Zaten Vietnam savaşı direkt olarak donanmanın katıldığı bir savaş olduğu için bu cephelerde kalabalık ve soluksuz anlar yaşıyorsunuz. Ama burada bile basit bir piyade değilsiniz. Vietnam savaşı sırasında peşine düşeceğiniz demir baş düşmanlar var. Bu cephede M.A.C.V. – S.O.G. (Military Assistance Command Vietnam – Studies and Observations Group) güçlerine bağlı olan Mason’ı kontrol ediyorsunuz. Amerikan donanmasına bağlı özel harekat timleri diyebiliriz. Mason’ın cephe arkadaşlarının arasında bir tanede Rus askeri var. İsmi Viktor Reznov. Tanıdık geldi mi? Bu adam Call of Duty 5’de Kızıl Ordu ile Sovyet cephesini kontrol ederken Nazilere karşı yaptığımız operasyonlarda bize önderlik eden Sgt. Reznov’un ta kendisi. Onunda bir hikayesi var elbet, fakat spoiler başlığı altında anlatacağım ki oynarken öğrenmek isteyen oyuncuların hevesini kırmayalım. Yüzeysel olarak; senaryo modunda çeşitli cephelerde savaşırken Dragovich, Kravchenko ve Steiner adında 3 ana düşmanın peşindesiniz. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim, bu defa ana karakterleriniz oyun esnasında konuşabiliyorlar. Yani sadece elini görebildiğimiz ve isimleri olan birer ruh gibi davranmıyorlar. Önceki oyunlarda kontrol ettiğimiz karakterler sadece bir elden ve bir isimden ibaretti. Konuşmuyorlardı, emirleri uygulayan cansız bir robot gibiydiler. Bu defa gerçekten var olduğunu hissettiren ve bu farkındalığı yaşatan karakterle oynuyorsunuz.

Amaçlarınız doğrultusunda birkaç farklı karakterin gözünden bir çok farklı bölgeye gidecek ve birbirinden farklı operasyonlara katılacaksınız. Bunlardan en önemlisi ve en çok kontrol edeceğiniz karakter S.O.G. güçlerine bağlı Alex Mason oluyor. Diğeri ise özünde CIA görevlisi olan Hudson, bu karakter genellikle dahil olduğu elit bir tim eşliğinde yürütülen özel operasyonlara katılıyor. Genellikle Rus cephesindeler, Rus ordusuna bağlı özel harekat timleri olan Spetsnaz var karşılarında. Hong Kong’dan – Ural dağlarına kadar uzanan operasyonlarda Hudson’ı kontrol edeceksiniz. Çok kısa bir süre yöneteceğiniz diğer karakter olan Reznov’da takıma dahil. Onu kendi yaşadığı bir flashback ile ikinci dünya savaşı sırasında katıldığı özel bir operasyonda kontrol edeceksiniz…

– SPOİLER –

Hikayeye göre ikinci dünya savaşı sırasında Nazilerin üretmiş olduğu biyolojik bir kitle imha silahı var. Sizde soğuk savaş dönemine kadar bu silahı sahiplenenlerin peşine düşünüyorsunuz. Bu silahın ismi Nova 6 olarak geçiyor ve Dr. Steiner adında bir nazi bilim adamına ait, o bir Nazi olmasına rağmen 1945 yılında yapılan bir operasyonla Rusların safına geçiyor. Üstelik bu operasyonu ayrıntılarıyla görme fırsatınız oluyor. 1945 yılına dönüş yapılan bir bölümde, Reznov’un anlattıklarına onun gözünden şahit oluyorsunuz. Bu bölümü Call of Duty 5'e eklenmiş bir ek paket olarakda düşünebilirsiniz. Savaşın sonlarına doğru içersinde bulunduğunuz taburun lideri olan Dragovich için Steiner’ı ele geçiriyorsunuz. Ardından anlaşılıyor ki Dragovich, Steiner ve Kravhenko birlikte çalışan üç ana isim. Silah bir gemide bulunuyor, hatta birkaç Rus piyadesinin üzerinde test bile ediliyor. Bu sırada ihanete uğrayan Reznov ve ekibi kurulan düzmecenin içinden sağ çıkmayı başarıyorlar ve o tarihten itibaren Reznov için bu üç isim ölmesi gerekenler listesinde yerini alıyor. Hikayenin bu kısmından sonra Reznov'un intikamı için savaşıyormuşsunuz gibi gelebilir. Ama olayların aslı bu şekilde değil, bir çok entrika göreceksiniz. Tabi spoiler başlığı altında yazıyor olsam bile bu kadar derine inmeyeceğim.

RUTİN OPERASYONLAR

Oyundaki temel amaçlarınızı ve soğuk savaştaki akıbetinizi biraz olsun kavradınız belki. Katılacağınız çeşitli operasyonların mantığını da anlatayım sizlere. Black Ops’ta daha önceki CoD oyunlarında görmediğimiz operasyon çeşitleri var. Hani bu görevlerin geneli zaten karşılıklı çatışma mantığına dayalı, ama görevlerde çeşit farklılığı var. Hemen hemen her bir bölümün kendine has bir işlenişi ve oynanış tarzı var. Mesela bu kez önceki oyunlara nazaran daha yetenekli karakterlere sahipsiniz. Aynı anda hem motor kullanıp hem ateş edebiliyorsunuz. Veya su üstü operasyonlarda hem zırhlı botları kullanıp hem de dâhilî silahları kontrol edebiliyorsunuz. Oyunun başlangıcında kısa süreli bir otomobil sahnesi bile var. Ayrıca E3 videolarından da aşina olduğumuz helikopter pilotu olmak gibi imkanlarınızda var. Bu görevden de çok keyif aldığımı altını çizerek belirtmeliyim, eminim ki bir çok CoD severde benim yaşadığım hissiyatı yaşayacaktır. Söylediğim gibi bunların hepsi görevlere (senaryoya) bağlı olarak geliyor, sadece araç kullanmak da değil tabi, operasyonların yürüme şeklinde de rotalar farklılaştırılmış. Mesela Vietnam’daki bir görevde, nehir sularının altından sessizce ilerleyip, su yüzeyindeki kayıklarda ya da yükseltilerde duran Viet-Cong militaristlerine sürpriz çıkışlar yapabilirsiniz. Ya da düşmanlarınıza ani saldırılar yapmak için havaya uçurmanız gereken yapıların su altı temellerine C-4’ler döşeyebilirsiniz. Bu tür amaçları gizlilik çerçevesi içerisinde gerçekleştirdiğiniz için, zaman zaman kısa sürelide olsa sadece SOG bıçağı ile ilerlemeniz gerekebiliyor. Veya düşmanları uyandırmadan sızmaya çalıştığınız bölümlerde tamamen susturuculu silahlar kullanarak ilerleyebiliyorsunuz. Üstelik düşmanların içine sızmanız gerektiğinde, bölüme dayalı olarak farklı yöntemlerde kullanabiliyorsunuz. Mesela iki Rus nöbetçisinin arkasından saldırıp onları öldürdükten sonra üniformalarını giyiyorsunuz ve tanınmadan ulaşmanız gereken sınırlar içerisine giriyorsunuz.

Yinede bu gizli görevler çok uzun sürmüyor, bir süre sonra senaryoya bağlı olarak mutlaka çatışmaya giriyorsunuz. Tempo yükseliyor, düşmanlar çoğalıyor ve siper almazsanız şüpheniz olmasın ki ölüyorsunuz. Oyunu kıp kırmızı bir ekranla oynamanız çok olası, çünkü düşmanlar önceki oyunlara göre çok daha isabetli atışlar yapabiliyor. Zorluk derecesine göre değişir tabi ama en düşük seviyede bile oyansanız önceki oyunlardan biraz daha zor olduğunu göreceksiniz. Bu da düşmanların arasına dalıp ramboluk yapmayacağınız için iyi bir özellik, ama ne olduğunu anlamadan sık sık yediğiniz kurşunlarda sinirlerinizi gerebiliyor. Ama dert etmeyin çünkü kullanabileceğiniz bir çok etkili silah var. Silahları zaten tahmin edebilirsiniz her çeşit mevcut. Saldırı tüfeklerinden ağır makinelilere, pompalı türlerinden patlayıcılara kadar bir çok alternatifiniz var. Ama daha önce rastlamadığınız yeni tip silahlarda var. En çok göze batanı ise Crowbar. Bu silah ok ve yay sistemini temel alıyor, ama ne yazık ki yavaş ve isabetsiz atışlar yaptırıyor. Bu silahın 2 temel mermisi var, biri normal standart ok, diğer ise saplandığı yerde patlayan ok çeşidi. Standart ok çoğu zaman etkisiz, ama patlayıcı ok sık sık işinizi kolaylaştırıyor. Üstelik bunu direkman düşmanın üzerine ateşlemenize de gerek yok, biden fazla düşmanın ortasına gelişine sıksanız bile ateşlediğiniz zemine yakın olanların hepsi dağılıyor. Özellikle sabit bir yerde MG kullanan düşmanlar için etkili bir silah bu. Bunun haricinde yeni gelen roket atar çeşitleri de var. Bildiğimiz RPG-7’nin haricinde seri roket ateşleyici silahlarda eklenmiş. Bunları tabi sık sık bulamayacaksınız, nadiren rastlarsınız hatta görev gereği aldığınız yerler bile oluyor. Ama tasarruflu kullanırsanız çok iyi iş görebilirler. Oyunda diğer saldırı silahları için cephane sıkıntısı da çekmiyorsunuz, zaten öldürdüğünüz düşmanların üzerinden sürekli cephane tedarik edebiliyorsunuz.

Ayrıca her bölüm için 3'er tane "enemy intel" var. Haritaların çeşitli yerlerinde bulunuyorlar, pek fazla göz önünde durmuyorlar. Bulup da topladığınız inteller sayesine menü arayüzündeki "Intel" sekmesinden bazı ufak detayları unlock etimş oluyorsunuz. Pekde önemli oldukları söylenemez ama ekstradan uğraş vermek isterseniz güzel bir alternatif olabilir.

MERKEZİ “TALİMAT VERME” SİSTEMİ

Modern savaş oyunlarının en beğendiğim yönü de gelişmiş savaş teknolojilerinin nimetlerinden faydalanabilmemiz olmuştur. Black Ops’da bu durumdan nasibini alan bir yapım. Oyunun belli bir yerinde uydu ve haberleşme yolları aracılığı ile Hudson’ın katıldığı bir görevde o ve ekibine ilerleme talimatları veriyoruz. Göreve başladıktan sonra ilk olarak takımımızı teyit ediyoruz. Sonra çevrelerindeki Spetsnaz timlerinin akıbetine göre onları yönlendiriyoruz. Eğer yanlış bir talimat verirsek yakalanıyorlar ve görev bitiyor. Gizli ilerlemelerini sağlamak zorundayız. Bu görevin başka çarpıcı yanları da var ama bunlardan bahsetmeyeceğim tabii ki. Teknolojik bir savaşın içerisinde olduğunuzu hissettirmesi bu oyuna artı puan kazandırıyor. Üstelik görevlerin bir diğer güzel yönü de, nadiren de olsa direk olaya dalmak yerine, olayın başından itibaren yaşananları anlatması oluyor. Mesela bu bahsettiğim görevde pat diye kendimizi yer yüzüne talimatlar verirken bulmuyoruz. Öncesinde bu teknolojiyi kullanacağımız uçağın pilot kısmına oturuyor, sonra jet motorlarını ateşliyor, sonra yükseliyor ve ardından görevin detaylarına geçiyoruz.



Görevlerin ilerleyiş sıraları da yine önceki oyunlardan alıştığımız şekilde geliyor. Yani bir bölüm Mason’la oynuyorsak, bir sonraki bölümü Hudson’la oynuyoruz. Farklı cepheleri kontrol ediyoruz ve bu düzen içerisinde oyunu tamamlıyoruz. Görevler 1961 ve 68 yılları arasında geçiyor. Başlangıçtan sonra zaten genelde 68 yılındaki operasyonları oynuyorsunuz. Ayrıca cephelerde yaşanan savaşlar kadar atmosferde değişkenlik gösteriyor. Mesela Vietnam’da çok daha vahşet içerikli bir savaş söz konusu. Viet-Cong güçleri atik ve saldırgan, önceden planlanmış sahneler eşliğinde gerek sizin, gerek takım arkadaşlarınızın üzerine atlayabiliyorlar. Bunu topyekun savaş esnasında yapmıyorlar, daha çok sinsi ilerlemeye başladığınız zaman, sizden haberdar olanlar bu işi aleyhinize çevirmek istiyor. Karanlık bir tünelde tek tabanca + el feneri ile ilerlerken karşınıza aniden çıkan bir Viet-Cong militanı, yaptığı tek bir hamle ile takım arkadaşınızı öldürebiliyor. Onu kurtarma şansınızda yok, her şey saniyeler içerisinde olup bitiyor. Yinede gerilim dozunu yükseltmek adına gayet başarılı şeyler çıkıyor ortaya. Bu tür atraksiyonlar ve görev çeşitliliği sayesine oyun çizgisellikten tamamen uzaklaşmış oluyor ve atmosferin seyri de buna göre değişiyor. Kısa sürede sıkmıyor, hatta senaryoya bağlı olarak yaşanan bazı entrika olaylar heyecan dozunu da yükseltiyor. Bu sayede oyundan daha fazla haz almaya başlıyorsunuz.

SAVAŞ KALİTESİ

Sizlere genel olarak oyunun işlenişi ve özelliklerini anlattım. Bir Call of Duty oyunundan bahsettiğimiz için mekanikleri şöyledir, oynanış stili böyledir gibi konulara girmedim. Zaten bunları bilmeyeniniz yok, bu konuda yabancılık çekmeyeceksiniz ama bu sadece oyun mekanikleri için geçerli. Öte yandan gerek loading ekranları, gerek görevlere giriş öncesi sinematiklerle bu seri için alışılmışın dışında şeyler göreceksiniz. Hatta loading ekranlarını hikaye anlatımı için konulmuş bir ara video bile sanabilirsiniz. Zira yükleme göstergesi bile yok, sorgulamalar ve detayları anlatan konuşmalarla geçiyor yüklemeler. Buralara adapte olmanız gerekiyor çünkü hikayenin bir kısmını burada anlıyorsunuz. Oyun içerisinde ise eskilere nazaran daha detaylı hazırlanmış yenilikler bulacaksınız.

Bu yeniliklerin başlıcalarından üst satırlarda bahsetmiştim. İşte görevlerin işlenişi olsun, araç kullanımları olsun bir çok yeni detay gözünüze çarpabilir. Ama gözünüzün görsel anlamda da yenilikler görüp tatmin olmasını elbet isterdiniz. Şu kadarını söyleyebilirim ki bu oyun gelmiş geçmiş en iyi “Call of Duty” grafiklerine sahip. Yeni oyunda da CoD4’den bu yana kullanılan İW Engine kullanılmış. Ama her yeni oyunda olduğu gibi yine geliştirilmiş ve çıtası yükseltilmiş. Treyarch ekibi oyunu kaliteli yapmak için ciddi anlamda emek vermiş, masaya iyi niyetle oturulmuş ve her şey kalite adına düşünülmüş. Özelliklede CoD5: World at War’dan bu yana ekip çalışanlarının sayısı yeni oyun için iki katına yakın artırılmış. Buda işin ciddiyetini açıklamaya yetiyor zaten. Oyunda özellikle ışık gölge oyunları ve aydınlatma efektleri çok başarılı. Öte yandan görsel materyallere zengin bir görünüm katan kaliteli kaplamalar grafiksel çıtayı ciddi oranda yükseltmiş. Silahlar çok iyi modellenmiş ve bol bol poligonlanmış. Karakterlerde eski oyunlara göre daha detaylı çizilmiş ve kaliteli modellenmiş. Özelliklede geniş ve büyük alanlardaki çizgi uzaklık mesafesi artırılmış. Bu sayede gözünüzün alabildiğine her şey net ve yüksek çözünürlüklü görünüyor. Işıklandırmalar üzerinde daha detaylı durulmuş bu kez, parlak ışıkların canlılığı ve göze olan etkisini iyi yansıtıyor. Genellikle koyu tonlarda ve canlı renk paletleri kullanılmış. Animasyonlarda yine oyunun kendine has ve başarılı. Gerçi bazen düşmanları vurduğunuz zaman ölmeden önce biraz saçmalıyorlar ama çok sık karşılaşılmadığı için göz ardı edilebilir. Oyun içi sahnelerin neredeyse tamamında MoCap teknolojisi kullanılmış. Düşmanlarınızı vurduğunuz zaman verdikleri tepkiler önceki oyunlardan kalma. Ama bu tepkiler gerçekçi olduğu için vuruş hissini de artırıyor. Yine CoD5’de olduğu gibi şiddetli patlamalarda ve ağır silahlar karşısında kollar – bacaklar kopabiliyor. Zaten oyun bu şekilde daha gerçekçi, düşmanların büyük patlamalardan sonra tek parça halinde havaya uçmalarını her zaman yadırgamışımdır. Kısacası oyun her anlamda başarılı görseller sunuyor. Treyarch ekibi bu konuda gayet iyi iş çıkarmış.


Ses efektlerinde de duygu ve hissiyatı verebilmek için kaliteli bir kadro kullanılmış. Gary Oldman, Ed Harris, Ice Cube, Topher Grace ve dahasını içeren sanatçılar kullanılmış. Ses efektleri genel olarak çok iyi, ama silah sesleri bir Bad Company ya da bir Medal of Honor’ın önüne geçemez. Çatışma ortamında yankılanan silah seslerinin tokluğu ve gerçeğine uygun oluşu atmosferi de bu oranda etkileyen önemli bir olaydır aslında. Call of Duty oyunları savaş atmosferini çok iyi hissettiren yapımlardır, ama silah sesleri bu anlamda ön plana çıkamıyor. Tabi kötü olduğunu da söylemiyorum ama tokluk hissini veremiyor ne yazık ki. Aynı şekilde müziklerde çok ön plana çıkamıyor. Bazı yerlerde o döneme ait şarkılar çalıyor arka planda. Ama genel olarak müzikler gaza getirici değil. Atmosferi tamamlayabildiklerini de düşünmüyorum, en azından Modern Warfare 2 müziklerinin yanından bile geçemez. Bu kimi oyuncular için bir eksikliktir, kimi oyuncular içinse pekte önemli değildir, yani birazda göreceli bir durum. Ama kendi açımdan baktığımda kalitenin ön plana çıktığı bir oyun için müzikleri yeterli bulmadığımı söyleyebilirim.

Yapay zeka da genel olarak başarılı, düşmanlar kek gibi dikilmiyor ve siperler ardında savaşıyorlar. Bazen yer değiştirebiliyorlar ama saçmaladıkları da olmuyor değil. Hatta birkaç kez takım arkadaşlarının da saçmaladıklarını gördüm, duvarın önüne geçmiş olduğu yerde koşmaya çalışıyordu eleman. Fazla savaşmaktan kafayı da yemiş olabilir, ama akli dengelerinin bazen sapıttığına şüphe yok. Bu tür şeyleri önceki CoD oyunlarını referans alarak zihninizde canlandırabilirsiniz. Mesela bu yapay zeka konusunda CoD5 neyse CoD7’de o dur. Animasyon sisteminde ise gelişimler söz konusu. Grafikler zaten uçmuş. Birde bunlara multiplayer ve zombi modlarını da ekleyince bu oyunu almamak için en ufak bir nedeniniz bile kalmıyor. Zaten eminim ki hepiniz bu oyunun single player’ı kadar multiplayer’ı içinde heyecanlı bir bekleyiştesiniz. Hatta bazı oyuncular direkman multiplayer’ı merak ediyor. Ama hem multiplayer hem de zombi modları için ayrı bir makale hazırlanacak. Şu an için bu modların mevcut olduğunu zaten çok iyi biliyorsunuz. Detaylarını önümüzdeki günlerde ayrı bir yazı şeklinde yeniden hazırlayacağım. Black Ops resmi olarak 9 kasımda piyasaya sürülecek, sunucular da o tarihten itibaren hızlı bir şekilde dolup taşmaya başlayacaktır. Siz şimdilik fırsatınız varsa Call of Duty: Black Ops’u mutlaka alıp oynayın, sonra da hafif hafif rütbe kasmaya başlayın. Ta ki bir sonraki CoD yazısında görüşene dek…

Genel: 9.3 – Mutlaka oynanması gereken kaliteli yapımlardan.

Grafik ve Atmosfer: 9.0 – Gelmiş geçmiş en iyi Call of Duty görselleri.

Ses: 9.0 – Kaliteli seslendirmeler ve genel olarak başarılı ses efektleri.

Eğlence: 9.3 – Farklılık gösteren görev mekanikleri ve eğlenceli çatışmalar.

Artılar:

+ Çok başarılı görseller, animasyonlar ve ses efektleri.
+ Kaliteli çatışmalar ve başarılı savaş atmosferi.
+ Görevlerde çeşitlilik ve gerçekçi operasyonlar.
+ Hikaye anlatımına önem vermesi ve farklı bir rota belirlemiş olması.
+ Çarpıcı sahneler ve etkileyici sunum.
+ Ömrünü uzatıcı multiplayer ve zombi modları.
+ Son iki bölümde hiç beklenmedik olaylar yaşanması…

Eksiler:

Senaryo modu için co-op yok.
Biraz daha uzun olabilirdi.
Extra Special Ops görevleri olabilirdi.
Silah sesleri ve müzikler biraz daha doyurucu olabilirdi.

 
  • bilups95

    bende aldım blak ops u fakat serverlar acık deil galiba oynanmıo acaba ne zaman oynamaya baslayabiliriz

  • God of War

    9 Kasım’da sunucular açılır.

  • erdincc

    ilk defa 1 cod oyununda sesler bu kadar zayıf geldi bana …

  • God of War

    Karakter seslendirmeler ve bazı ses efektleri gayet güzel olsada silah sesleri ve müzikleri bende pek yeterli bulmadım.

  • sprewel

    oyunun süresi çok kısa nerdeyse bi oturuşta bitiyordu, müzikler dediğiniz gibi güzel olsaymış dahada iyi olacakmış.ama robert kennedy nin kaşısına çıkmak ta eğlenceliydi.neyse cyrsis 2 çıkana kadar oynarız artık…

  • Cpt.Price

    bn bütün CoD serilerini bitirmiş biri olarak bu oyunu hiç bir yerde bulamadım tabiki korsan alıcam ama hiç bi yerde yok tarih 10 Kasım 2010 ve hala ne benim her zaman oyun aldığım yerde nede diğer dükkanlarda bulamadım oyunu nerden temin edebilirim ( tabiki korsanını ) 🙂

  • zaur124

    PS4-un zamani artik gelmisdir

  • Kara

    [Penguins]Nero
    Multiplayer cod hayranı olarak black ops tam bir hayal kırıklığı olmus.Birinci neden ping olayı eğer Türkiye de oynuyorsan en düşük 120 pingle oynuyorsun. Ve multiplayer oynarken diğer kişilerin ( Yani türkiyeden olmayan oyuncuların) pingi 25-70 arasında oluyor. Bu da demek oluyorki adam seni daha önce görüyor ve önce nişan alıyor. Yani sen adamı gördüğünde adam sana ateş açması bir oluyor. İkinci neden ise server olayı tamamen oyunculara kalmış. Tabi bu serverı da para karşılığı açıyorsun. İşin en kötüsü ise Türkiye’ye bağlı server olmuyor. Yani yabancı ülkeye bağlı serverlar var. ( Almanya, İngiltere, Hollanda gibi ) Eğer online multiplayer oynamak için düşünüyorsanız paranız boşuna gider. Bir de Modern Warfare 2 oynamışsanız black ops’u 2 oynadıktan sonra MW2 ye geri dönüyorsunuz. İnanın MW2 nin yanından bile geçemez bu oyun… ( Sadece türk oyuncuları uyarmak için bu yazıyı yazdım. Yani oyun o kadar para etmez. )

  • Caglar

    ps3 de orjinal cd ile oynarken vietnamda zsu gun görevinde ekran kararıyor. fikri olan?

  • ferhanank47

    Teşekkürler ellerinize sağlık bu güzel inceleme için.

  • ata

    aciiil! ps3 te aldım fakat almanca nasıl ingilizce yapılır

  • God of War

    Bu tür sorularınız için forum da başlık açarsanız daha çabuk cevap alırsınız. Çünkü orada bilen arkadaşlar görür, fakat burada pek kimse görmez.

  • erkan

    merhaba oyun oynarken 5 bölüm sonra mevzide bir adam üzerime atlıyor ve ellerimi tutuyor o adamdan kurtulamıyrum o bölümü nasıl geçeceğim acil yazarmısınız

  • ulaş ercoşkun

    ps3 password umu unuttum.hatırlatma sorusunuda hatırlamıyorum.ne yapmam gerekir?

  • oguzhan

    ya arkadaslar.oyunu bitireniniz varsa aranızda soylesin o kara bölgeden nasıl çıkacaz.adam kör mü oluyo ne sonra etraf kap karanlık oluyo sadece gidecegin yere kaç metre var onu gosteriyo.ama gidemiyosun ..denedim denedim olmuyo..lütfen yardım

  • ibo

    Slm arkadaslar,

    youtube a ‘black ops gameplay’ yazin zor olan misyonlari cözersiniz.

  • hakan32

    karanlık bi yerde kaldım ve istenilen noktaya ulasamıyorum nasıl gececegim burayı

  • CALL OF DUTTY

    oyunda araba patlıyor üzerime ucuyor etraf kararıyor 🙁 🙁 🙁 🙁

  • asercan

    Multiplayer olarak oynayan var mı?

  • Mert

    PC de helikopter nasıl kullanılıyor

  • Son yorumlar

  • PlayAsia

  • Kategoriler

Yandex.Metrica